+902163452183

Eğitim Mahallesi Fahrettin Kerim Gökay Caddesi No:107-109A Ziverbey, Kadıköy / İstanbul ( Müjdat Gezen Sanat Merkezinin Karşı Çaprazı )

info@dentince.com

İmplant Tedavileri

Kemik Yetersizliklerinde İmplant Tedavisi

Diş hekimliğinde implant kullanımı, hastaların eksik dişlerinin tamamlanması konusunda adeta bir devrim olarak kabul edilmektedir. Dental implantlar kullanılarak başarılı bir tedavi yapılabilmesi için temel gereksinimlerden biri implantı yerinde tutacak yeterli kemiğe sahip olmaktır. Bu gereksinim kemik kaybı olan pek çok hastanın diş implantı tedavisinin kendisine uygulanamayacağı görüşüne sahip olmasının da nedenidir.

Kemik yetersizliği ile implant uygulamasının yapılamamasına dair duyulan endişeler geçmişte geçerliydi ve hastanın diş implantını yerinde tutacak yeterli kemiğinin olmadığı durumlarda diş köprüleri ya da hareketli protezler gibi alternatif tedaviler uygulanması gerekirdi. Günümüz teknolojisinde ise kemik kaybının giderilmesi için kemik grefti prosedüründen yararlanılmaktadır.

Kemik grefti, diş implantının yerleştirileceği bölgeye destek sağlamak için kemik tozu uygulanması işlemi olarak tanımlanabilir.[1] Bu yazımızda kemik yetersizliğinde diş tedavileri hakkında detaylı bilgi bulabilir, sık sorulan soruları inceleyerek soru işaretlerinizi azaltabilirsiniz.

Kemik Yetersizliği Nedir?

Dişlerin çevresindeki ve çenedeki kemik kaybı tahmin edilenden çok daha sık karşılaşılan bir durumdur. Kemik yetersizliği; diş kaybedildikten sonra ya da daha yaygın olarak periodontal hastalık yani diş eti hastalıkları sonucunda ortaya çıkabilir. Kemik kaybı her yaştan insanı etkileyebilen bir durum olmakla birlikte yaş ilerledikçe görülme sıklığının arttığı bilinmektedir.

Kemik yetersizliği; dişleri çevreleyen ve destekleyen kemiğin hastalık ya da enfeksiyon nedeniyle küçülmesi sonucu dişlerin gevşemesine ve hareket etmesine neden olabilir. Tüm bunlar kemik yetersizliğinin en belirgin sonuçları ve semptomlarıdır.

Kişinin ağzında bir diş kaybı olduğunda ya da çekilmesi gerektiğinde alttaki çene kemiği de etkilenebilir. Bu durumda hem çene kemiği eriyebilir hem de diş etleri çekilebilir. Buna bağlı olarak kemik yetersizliği oluşabilir.[2]

Kemik Yetersizliği Hangi Durumlarda Meydana Gelir?

Kemik yetersizliğinin en önemli nedeni diş kaybı ve periodontal hastalıklardır. Bunlara ek olarak travma nedeniyle de diş çevresinde kemik yetersizliği gelişebilir. Periodontal hastalıkların oluşmasını ve kemik kaybını etkileyen en önemli faktörlerden biri sigara kullanımıdır.

Sigara içmenin yalnızca diş eti hastalıklarına ve diş çevresindeki kemik kaybına yatkınlığı artırmasının yanı sıra hastalığın verdiği zararı önemli ölçüde artırdığını gösteren birçok kanıt vardır. Kötü beslenme ve bazı ciddi tıbbi durumlar da kemik kaybına yatkınlığı artırabilmektedir.

Kemik Yetersizliği Kimlerde Görülür?

Kemik yetersizliği diş kaybının ve kronik periodontitisin ortak bir sonucudur. Periodontitis durumunda, bakteriler yavaş yavaş alttaki çene kemiğini ve dişi kemiğe bağlayan periodontal bağları yok eder.

Kemik yetersizliğinin en önemli nedeni özellikle birden fazla diş olmak üzere yeri doldurulmayan diş kayıplarıdır. Çene kemiği, çiğnemenin basıncı ve uyarısıyla korunur. Diş kaybı gerçekleştiğinde ve çene kemiğini uyaran yeni bir tedavi süreci uygulanmadığında kemik kaybı oluşmaya başlar.

Kemik kaybı, alveolar kemik olarak bilinen dişi çevreleyen ve destekleyen kemikte meydana gelir. Alveolar kemik dişlerin gömülü olduğu sırtları oluşturur. Ancak sözü geçen nedenlerle bu sırtlar yatay ve dikey olarak körelir.

Dişlerin tam ya da kısmi protezlerle değiştirilmesi bu sorunun çözülmesi için yeterli değildir. Çünkü protezler kemiğe doğal dişlere oranla çok daha az miktarda çiğneme basıncı uygular. Üst çenedeki azı dişlerinin çıkarılması, sinüs boşluğunun genişlemesi nedeniyle kemiğin ek rezorbsiyonuna neden olabilir. Yerinde diş olmadığında sinüs boşluğundaki hava basıncı sinüsleri kaplayan kemiğin rezorbsiyonuna yol açabilir.

Kemik yetersizliğine neden olan kemik kaybı dişlerin yanlış hizalanmasından da kaynaklanabilir. Bu durumda normal çiğnemenin gerçekleşemediği bir durum oluşacağından kemiğe ihtiyaç duyulan uyarıcı ortadan kalkar. Kemiğe zarar veren enfeksiyonlar da kemik yetersizliğine yol açabilir.

Kemikler yoğunluklarını kaybettiklerinde daha gözenekli bir yapıya sahip olurlar. Yoğunluk kaybı, kemik hacminin kaybından çok daha az yaygın olarak görülen ancak dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Kemik yoğunluğu; diyet, çeşitli hastalıklar, hormonal dengesizlik, yaşam tarzı ve diş kaybı gibi faktörlere bağlı olarak kaybedilebilir.[3]

Kemik Yetersizliğinde Diş Tedavileri

Kemik rejenerasyonu, diş implantlarının güvenli bir şekilde oturmasını sağlamak için çene içindeki kayıp kemiğin değiştirilmesini içeren bir prosedürdür. Kemik rejenerasyonu genellikle diş implantları için hazırlık sürecinin önemli bir adımıdır. Kemik rejenerasyonu ve diş implantları, kaybedilen kemik yoğunluğunu geri kazanmanın ve eksik dişleri değiştirmenin en etkili yoludur.

Diş kemiği kaybı çoğunlukla dişlerin eksik olmasından kaynaklanır. Bunun nedeni doğal bir dişin, dişi çevreleyen çene kemiği tarafından desteklenmesidir. Diş artık yerinde olmadığında kemik amacını kaybeder ve atrofi meydana gelebilir.

Kemik kaybının ortaya çıkması durumunda özellikle kişi eksik dişini ya da dişlerini dental implantlarla değiştirmeyi istiyorsa kemik rejenerasyonuna ihtiyaç duyulabilir. Bunun nedeni diş implantlarının doğal dişler gibi çene kemiğinin desteğine ihtiyaç duymasıdır.

Kemik rejenerasyonu kemik büyümesini uyarmak için çene kemiğine kemik grefti yerleştirilmesini içeren bir ağız cerrahisi prosedürünü ifade eder. Amaç, yeni kemiğin mevcut kemikle kaynaşmasını sağlamak ve çene içinde kaybolan kemiğin yenilenmesini teşvik etmektir.

Birçok diş hekimi diş kaybından sonra mümkün olan en kısa süre içinde kemik rejenerasyonunu önermekte ve genellikle diş çekimi prosedüründen sonra rejenerasyon sağlanması gerektiği vurgulanır.

Aynı şekilde diş implantının çene içinde düzgün bir şekilde kaynaşabilmesi için hastanın çenesinde yeterli kemik yoğunluğuna sahip olduğundan emin olunması amacıyla tedaviden önce kemik grefti gerekli olabilir.

Başarılı bir kemik rejenerasyonu yapıldıktan ve iyileşme tamamlandıktan sora diş implantları çene kemiğine yerleştirilir. Osseointegrasyon olarak bilinen ve titanyum implantın çeneyle kaynaşmasını içeren bir süreç gerçekleşir. Daha sora abutmentin yerleştirilmesi ve yapay olarak değiştirilmesini içeren ek bir prosedür gerekir.[4]

Kemik Yetersizliğinde İmplant Tedavisi Nasıl Yapılır?

Diş implantları kaybedilen dişlerin yerine koyulmasında kullanılan en popüler yöntemdir. Diş hekimliği alanında yaşanılan gelişmeler sonucunda çene kemiğinde bir dereceye kadar rezorbsiyon yaşayan hastalar için tasarlananlar dahil olmak üzere farklı ihtiyaçları olan hastalara gelişmiş dental implant çözümleri sunulmaktadır.

Kemik kaybı, diş kaybının daha az bilinen yan etkileri arasında yer alır. Geleneksel protezlerin gevşemesinin ardında diş eti dokusunun çekilmesinin yanı sıra birincil neden kemik kaybıdır. Kemik hacmi yetersiz olan hastalarda diş implantı yerleştirilmeden önce kemik grefti yapılması gerekliliği oluşabilir.

Bu prosedür kapsamında hastanın ağzının bir başka yerindeki kendi kemik dokusu ya da bir kemik ikamesi kullanılarak diş implantlarının yerleştirileceği alan doldurulur. Üst çenede kemik yetersizliğinin olduğu durumlarda sinüs kaldırma işlemi de uygulanabilir.[5]

Zigomatik İmplant Nedir?

Kemik kaybı olan hastalar için özel olarak tasarlanan zigomatik implantlar, geleneksel diş implantı prosedürlerinde kullanılan implantlardan çok daha uzun ve eğimlidirler. Geleneksel implantlar çene kemiğine yerleştirilirken zigomatik implantların elmacık kemiğine güvenli bir şekilde yerleştirilmesi için implantın uzunluğundan yararlanılır. Elmacık kemiği yoğunluğu çok yüksek bir kemik olarak hastaya ömrü boyunca ihtiyaç duyduğu mükemmel desteği sağlar. [6]

Zigomatik implantlar greftleme ve sinüs lifting prosedürlerinden kaçınarak daha kısa ve konforlu bir tedavi uygulanmasına katkıda bulunurlar. Zigomatik implantlar, atrofik posterior maksillada, genel olarak maksillanın her iki tarafına bir zigomatik implant, ön bölgedeki 2-4 konvansiyonel implant ile kombinasyon halinde yerleştirilirler.[7]

Zigomatik implantlar genellikle diş implantlarının yerleştirilmesi için maksiller kemik kalitesinin ya da miktarının yetersiz olduğu durumlarda kullanılırlar. [8] Bunun yanı sıra zigomatik implantların yaş alma, travma, tümör rezeksiyonu ya da atrofi nedeniyle arka üst çene kemiği yetersiz olan hastalarda diş rehabilitasyonu için kullanılması mümkündür.

Zigomatik kemik, arka maksiller kemiğe göre daha kortikal ve kaliteli olduğu için zigomatik implantlar desteği bu kemikten alırlar.[9] Baş kısmı, implantın uzun eksenine 45 derece açıyla protez takılabilecek şekilde tasarlanan zigomatik implantlar genelleşmiş agresif periodontitis gibi hastalıklar dolayısıyla dişleri çok hareketli ya da çok kırık olan hastaların yanı sıra üst çenesinde hiç dişi olmayan hastalarda da tercih edilebilir.

Kesisiz ve Dikişsiz İmplant Cerrahisi Nedir?

Kesisiz ve dikişsiz implant cerrahisi diğer bir deyişle flepsiz implant cerrahisi; uygulama süresinin kısalması, daha az travmaya yol açması, kısa iyileşme süresi sunması, daha düşük enfeksiyon oranı, ameliyat sonrası minimal kanama ve şişlik gibi noktalarda daha avantajlı olması nedeniyle hızla popülerlik kazanmaktadır.[10]

Diş eti kesilmeden ve dikiş atılmadan uygulanan prosedür kemik kalınlığının ve yüksekliğinin ideal ölçüde olduğu hastalara uygulanabilir. Flepsiz implant cerrahisinde diş eti yoluyla kemiğe erişim sağlanması için doku zımbası kullanılır.

Böylece mukozal dokudaki kesiler ortadan kaldırılarak ameliyat sonrası rahatsızlık en aza indirilir. Çünkü, mukozal doku kesildiğinde prostaglandin ve histamin salınması potansiyel olarak post operatif dönemde şişmeye ve ağrıya neden olur.[11]

Sıkça Sorulan Sorular

Kesisiz ve dikişsiz implant cerrahisi kemik uzunluğu ve genişliği yeterli düzeyde olan hastalara uygulanabilmektedir. Bu aşamada önemli olan hastanın çene kemiğinin 3 boyutlu görüntüsü alındıktan sonra kesisiz ve dikişsiz implant cerrahisi açısından uygunluğunun değerlendirilmesidir. Her zamanki gibi tedavi süreci öncesi kapsamlı hasta değerlendirmesi çok önemlidir.

Çene kemiğinin kaybı ya da yetersizliği durumunda ek destek ihtiyacı olan bölümde diş kemik greftiyle kemik miktarının artırılması mümkündür. Bu durumda kişinin vücudundaki herhangi bir yerden kemik alınabilir ve çenedeki mevcut kemiğe cerrahi olarak kaynaştırılabilir. Bazı durumlarda sentetik kemik materyali kullanılabilir.

Diş implantları gibi daha ileri prosedürlerin gerekli olduğu ya da kemik kaybının yakındaki diş etlerinin ve dişlerin sağlığını etkilediği durumlarda diş kemiği grefti ihtiyacı oluşabilir.[12]

Kemik grefti, kemik dokusunun transplantasyonu yoluyla kemiklerin onarılması ya da yeniden oluşturulması için uygulanır. Bu kapsamda sağlıklı kemik dokusu nakledilerek eksik olan kemik ve destekleyici doku yeniden oluşturulabilir.


Kemik yapımı için hastanın çenesinden ya da vücudunun başka bir yerinden bir kemik parçası çıkarılır ve çene kemiğine nakledilir. Bu işlemin ardından nakledilen kemiğin diş implantının sağlıklı yerleşimini destekleyecek kemiği üretmesi için birkaç aya gereksinim vardır. [13]



Dental kemik grefti için genellikle kalçadan, kaval kemiğinden ya da çenenin arkasından kişinin kendi kemiğinin kullanılması tercih edilir ve bu durum otogreft olarak bilinir. Altın standart olarak kabul edilen otogreftler çenedeki kemik desteğini artırmalarının yanı sıra daha hızlı iyileşmeyi ve kemik gelişimini de desteklemektedirler. Aynı zamanda kemik tozu prosedürünün uygulanması da söz konusu olabilmektedir.

Kemik hacminin az olduğu bölgede hacmin artırılması için uygulanan prosedürlerden biri kemik tozudur. Kemik tozu hazır bir materyal olarak kullanılabileceği gibi hastanın ağız dokusundan ya da farklı vücut bölgelerinden de alınabilir.

Çene kemiğinin işlevini yitirmesi ya da yetersiz olması durumunda kemik tozu uygulaması yapılarak çene kemiğinin implant yerleştirilebilecek kaliteye, yeterliliğe ve sağlamlığa ulaşması hedeflenir.


Kemik Yapımında Hangi Teknikler Kullanılır?

Diş kemiği grefti, rejenerasyonu teşvik etmek için çenedeki eksik kemiği, kemik aşılama materyaliyle değiştiren bir prosedürdür.

Günümüzde kullanılan birkaç tür kemik grefti vardır. Hangi türün kullanılacağı maruz kalınan hasarın boyutuna ve kaybedilen dişin konumuna göre değişir. En yaygın kemik grefti türü soket grefttir. Çene kemiğinde küçülme ve dayanıklılık kaybı meydana gelmeden önce soket greft uygulamasına başvurulur. Soket greft uygulamasından yaklaşık 4-6 ay sonra implant için hazır hale gelinir.


Lateral sırt koruma grefti, diş implantının yerleştirilmesi için çene kemiğinin artırılması amacıyla kullanılır.


Blok kemik grefti çene kemiğinde büyük kusurlar olması durumunda kullanılır. Çenenin arka kısmından küçük bir kemik bloğunun alınması ve daha sonra alınan bu kemiğin sorunlu çene kemiği bölgesine küçük titanyum vidalarla tutturulması yoluyla gerçekleştirilir.


Yeterli miktarda ve kalitede kemik elde edilebilmesi için otojen greftler, izojen greftler, allojenik greftler ve xejonik greftler kullanılabilmektedir. Kullanılacak greft türü hastanın ihtiyaçları ve mevcut sağlık durumu doğrultusunda hasta özelinde seçilir.


Eğer üst çenenin arka bölgelerinde yeterli kemik bulunmuyorsa sinüs lift tekniği sayesinde sinüs bölgesinde dikey yönde olmak kaydıyla yeni kemik oluşumu sağlanabilmektedir.

Günümüzde uygulanmakta olan tüm cerrahi prosedürler kanama, enfeksiyon ve anestezi reaksiyonu gibi riskleri içermektedir. Kemik yapımı sırasında da ağrı, ödem, sinir yaralanması, kemik grefti reddi, iltihap ve greftin geri emilimi gibi risklerle karşılaşılması olasılığı vardır.[14]

Başarılı bir implant uygulamasının önündeki en büyük engellerden bir uygulama yapılacak olan bölgedeki kemik yetersizliğidir. İmplant tedavisinin başarılı ve sağlıklı bir şekilde uygulanabilmesinin temel kuralı yeterli genişliğe ve uzunluğa sahip kemik desteğinin olmasıdır. Bu nedenle kemik yetersizliği olan ve implant tedavisi uygulanmasını isteyen hastalarda öncelikle bu sorun tedavi edilmelidir.

İmplant tedavisi uygulanacak bölgede yeterli diş eti bulunmaması durumunda yumuşak doku büyütme prosedürü uygulanabilir. Bu kapsamda donör diş eti dokusu diş eti çizgisine yerleştirilir ya da diş eti çizgisinin oluşturulması için yapay yumuşak doku greftleri kullanılır.


İyileşme birkaç ay içinde tamamlandığından yumuşak doku büyütme prosedürü implant tedavisinin süresini uzatabilmektedir. Ancak tedavinin başarılı bir şekilde sonuçlanmasıyla diş eti çizgisi düzeltilir ve diş implantının hasta için uygun bir seçenek haline gelmesi sağlanır.

İmplant tedavisinde eksik dişin bulunduğu bölgeye implant yerleştirilmesi için yeterli miktarda diş eti ve kemik dokusu olması gerekir. İmplantlar yerleştirildikten sonra üzerlerinde bulunan diş etleri dikişler kullanılarak tamamen kapatılmalıdır.


Alt ve üst çenelerde farklı sürelerde olmak kaydıyla implantların üzerindeki diş etleri açılarak iyileşme başlıkları takılmalı ve implantlar ağız ortamına açılmalıdır. Bu prosedürden ortalama 4 hafta kadar sonra diş eti iyileşmesi tamamlanınca implantların üzerinden ölçü alınmalı, prova yapılmalı ve herhangi bir sorun olmadığı takdirde implantların üzerine vidalarla porselen dişler sabitlenmelidir.


Eğer kemik dokusundaki kayıp nedeniyle diş eti dokusunda incelme ve hareketsiz diş eti genişliğinde azalma görülüyorsa implantlar yerleştirilmeden önce bölgedeki sert doku kaybının telafi edilebilmesi için kemik kalınlaştırma ya da kemik yükseltme işlemleri uygulanmalıdır.


Bu durumda çene kemiği tozları kullanılabilir, hastanın kendi çenesinden kemik blokları alınarak eksik kemik olan bölgelere vidalarla sabitlenebilir.

Hemofili, diyabet, otoimmün hastalıklar ya da yüksek tansiyon gibi sistemik rahatsızlıkları olan hastalarda implant tedavisinin uygulanıp uygulanamayacağı yapılan konsültasyonlar sonucunda tedaviye uygun şartlar oluşturulup oluşturulamadığına bağlı olarak hasta özelinde belirlenir.

Pıhtılaşma ve kanama bozuklukları vücutta son derece önemli bir role sahiptir. Kanama sorunları olan hastalarda karşılaşılan hastalıkların başında; anemi, A/B hemofili ve Glanzman trombostenisi gelir.


Bu tür sorunlar yaşayan hastaların implant tedavilerinden önce kan değerleri incelenmeli, gerekli durumlarda trombosit transfüzyon tedavisi ya da gerekli görülen tedaviler uygulanmalı ve gerekli önlemler alınmalıdır.

Kemik erimesi çene kemikleri dahil olmak üzere vücuttaki tüm kemikleri etkiler. Çenedeki kemik yoğunluğunun kaybı diş stabilitesini tehlikeye atarak diş kaybı ve periodontal hastalık riskini artırır. Kemik erimesi dişleri olduğu kadar diş implantlarını da etkiler. Kemik erimesi yani osteoporoz kemikleri zayıflatması nedeniyle periodontal hastalık riskini büyük ölçüde artırmaktadır.[15]

Diş implantları doğal dişler gibi göründüğü ve aynı işlevlere sahip olduğu gibi çene kemiği kaybının önlenmesinde de önemli bir rol oynar. Ancak her hasta kendine özeldir ve her hasta için diş implantları en iyi seçim olmayabilir.


Tıbbi nedenlerle kontredike olabilecekleri gibi hasta tarafından da tercih edilmeyebilirler. Tam ağız protezleri, kısmi protezler ve sabit köprüler implant yapılmayan durumlarda uygulanabilen tedavi alternatifleridir.[16]

İmplant yapılacak çenelerde kemik yoğunluğunun yeterli olması şartı aranır. Eğer çene kemiklerinde yetersizlik söz konusuysa öncelikle kemik hacmi artırılmalı ve daha sonra implant tedavisi uygulanmalıdır.

Dental implant tedavisi uygulanacak bölgede kemik olmadığı durumlarda kemik greftleme prosedürü kullanılmalı ve farklı tekniklerle yeterli miktarda kemik elde edilmelidir. Bunun için tercih edilebilecek yöntemlerden biri hastanın kendisinden alınan kemiğin ya da yapay bir kemik dokusunun çenede uygulama yapılacak bölgeye yerleştirilmesidir.

Bunun yanı sıra hastanın çenesinde kemik olan bir başka bölgeden kazınan kemikler, kemik olmayan bölgeye uygulanabileceği gibi yapay olarak hazırlanan kemikler de implant uygulaması yapılacak olan bölgeye uygulanabilmektedir.

Doğru tekniklerle, alanında uzman ve deneyimli bir ekip tarafından gerçekleştirilen bir implant uygulamasının kemiğe zarar vermesi söz konusu değildir. Ancak aksi durumda çene kemiği erimesi ya da enfeksiyon oluşması gibi risklerle karşı karşıya kalınması söz konusu olabilmektedir.

Kemik erimesi olan hastalara implant tedavisi uygulanması önerilmemekle birlikte bu konuda karar kişi özelinde verilmelidir. Kemik erime hızı, Z skoru, T skoru, hastanın genel sağlık durumu ve yaşı gibi etkenler bu konuda değerlendirmeye dahil edilmelidir.


İleri seviye tetkikler yapılması gerektiği durumlarda CTX, NTX, alkalen fosfataz gibi testlerin yapılması gerekliliği oluşabilir. Bifosfonat içerikli ilaçları damar yoluyla alan osteoporoz hastalarına implant yapılamaz.


İmplant tedavisinin başarılı olabilmesi için kemik kalitesinin iyi olması zorunludur. Kemik kalitesinin azaldığı bölgelere yapılan implantların tutunması konusunda sorunlar yaşanabilir. Bu da implant kaybı gibi istenmeyen durumlara yol açabilir. Bu tür durumların engellenebilmesi için diş hekimleri osteotom ismi verilen aletlerle uygulama yapılacak bölgenin sıkıştırılması yoluyla kemik kalitesini artırmayı tercih edebilirler.

İntravenöz bifosfonat kullanan, genel sağlık durumu implant tedavisi uygulanmasına engel olan, çene kemiği yapısı implant yapılmasına uygun olmayan, çok fazla sigara içen, kontrol altına alınamayan sistemik hastalıkları olan, diş sıkma alışkanlığı olan, ileri düzeyde kemik erimesi ya da diş eti hastalıkları olan kişilere implant tedavisi uygulanamaz.[17]

Genel sağlık durumu implant tedavisine uygun olmayan, kontrol altına alınmamış sistemik hastalığı bulunan, yeterli kemik hacmi bulunmayan, kemik erimesi ileri düzeyde olan kişilere dental implant yapılamaz.

Kaynaklar

[1] https://www.auburnsmiles.com/dental-implant/dental-implants-with-bone-loss/

[2] https://www.advanceddentistry.co.uk/blog/rebuilding-bone-loss-in-gums/#:~:text=What%20is%20dental%20bone%20loss,loose%2C%20moving%20and%20spreading%20out.

[3] https://pasadenaperiodontics.com/bone-loss-treatment/

[4] https://www.abbadent.com/blog/dealing-with-dental-bone-loss-dental-implants-and-bone-regeneration/

[5] https://www.periodonticsandimplants.co.uk/blog/dental-implants-treatment-options-for-patients-with-low-bone-density/

[6] https://www.newteethnow.com/zygomatic-dental-implants/

[7] https://www.for.org/en/treat/treatment-guidelines/edentulous/treatment-procedures/surgical/surgical-protocols-maxilla/zygomatic-implants

[8] https://books.google.com.tr/books?id=v2p7twAACAAJ&q=zygoma+implants&redir_esc=y

[9] https://www.joms.org/article/S0278-2391(05)00895-5/fulltext

[10] https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S2212440312002143

[11] https://glidewelldental.com/education/chairside-dental-magazine/volume-15-issue-1/implant-surgery

[12] https://www.healthline.com/health/dental-bone-graft#definition

[13] https://sdperio.com/what-to-expect-from-bone-grafting-for-dental-implants/

[14] https://www.healthline.com/health/bone-graft#risks

[15] https://mettlergriego.com/can-osteoporosis-affect-your-teeth/

[16] https://www.straussdmd.com/alternatives-dental-implants/

[17] https://www.webmd.com/oral-health/guide/dental-implants

Sizi Arayalım

Diş probleminiz hakkında konuşmak ister misiniz?

Dt. Deniz İnce

Diş Hekimi
Detaylı Bilgi