+90 (216) 345 21 83

Eğitim Mahallesi Fahrettin Kerim Gökay Caddesi No:107-109A Ziverbey, Kadıköy / İstanbul ( Müjdat Gezen Sanat Merkezinin Karşı Çaprazı )

info@dentince.com

Estetik Diş Hekimliği

Estetik Diş Hekimliği

“Estetik” kelimesi Yunanca’dan dilimize geçmiştir ve “Güzel olanın takdir edilmesine ait olan” şeklinde tarif edilebilir. Estetik diş hekimliğinin ağız ve yüz görünümünün güzelliğini artırdığını söyleyebiliriz. Estetik diş hekimliği en temel şekilde; diş hekimliği sanatıdır.

Estetik Diş Hekimliği Nedir?

Günümüzde bir hastanın görünümünü ve gülüşünü, estetik diş hekimliği tedavileri ile güçlendirmek ve iyileştirmek mümkündür.

Estetik diş hekimliği,  ağız ve diş yapısına göre en doğal diş dizisini kazandırırken, bireyi en üst standartlara yükseltmektir. Diş hekimliği teknolojisindeki gelişmeler sayesinde, yapılan işlemlerin çoğunun uzun süreli ve kalıcı olduğu görülmüştür.

Estetik Diş Hekimliğine Hangi Durumlarda İhtiyaç Duyulur?

Günümüz dünyasında dış görünüm, bireyin yaşantısını hem sosyal hem de ekonomik açıdan tamamen etkileyecek şekilde önem taşımaktadır. Dış görünüme gösterilen önem, bireyin kendine olan güveninin yanında topluma sunduğu imaj açısından da bir gereklilik halini almıştır. Yapılan araştırmalar, kötü fiziksel görünümün bireyin kendini reddetmesindeki temel faktör olduğunu göstermektedir.

Fiziksel açıdan en çok fark edilebilen yüz bölgesi, hastanın estetik görünümünde önemli bir rol oynar. Ağız bölgesinin büyüklüğü ve hareketliliği onu yüzün en baskın gelen unsuru haline getirmektedir. Bu nedenle bireyin çekici ve güzel bir yüze sahip olup olmamasını belirleyen faktörler arasında, dişler ve gülüş büyük önem taşır. Kron boyutunu arttırmak, daha açık renkli dişler tercih etmek, dişleri daha anteriorda konumlandırmak ve daha başka birçok tedavi, bireyin yüzündeki çekiciliği arttırıcı etki yaratır. Estetik diş hekimliği sayesinde hekim, artık hastasına daha güzel bir gülüş kazandırabilir.

Çekici bir gülüş, estetik işlemlerde daima en çok dikkat edilen unsurdur. Estetik diş hekimi, bireye memnun edici bir diş dizisiyle çekici bir gülüş kazandırırken, onun kendine olan güvenini arttırır ve genel ruh sağlığında olumlu etkiler yaratır.

Estetik diş hekimliği, birçok hastanın yaşamını olumlu yönde etkilemiştir. Günümüzde diş hekimliği, ağrı gidericilikten ve diş çekimlerinin sıkça yapıldığı basit yöntemlerden sıyrılıp, gelişmiş ve estetik bir algılamaya dönüşmüştür.

Yakın geçmişe kadar sadece ağrı ve şişlik için gidilen ve büyük restorasyonlar gerektiren diş hekimliği ziyaretleri, günümüz şartlarında yerini hem sağlıklı dişleri güzelleştirip estetik açıdan bireyi motive eden hem de büyük restorasyon gerektirmeyen işlemler sayesinde beyazlatma, kompozitler ve lamine venerler gibi- isteğe bağlı tedavilere bırakmıştır. Güzel bir gülümsemenin sosyal, psikolojik ve duygusal yaşamlar üzerindeki olumlu etkisi oldukça büyüktür. Dolayısıyla estetik diş hekimliği alanına yönelim hızla artmaktadır. 

Diş Estetiği Nasıl Yapılır? Estetik Diş Hekimliğinde Kullanılan Yöntemler Nelerdir?

Detaylı bir diş muayenesi sonrası ağız ve diş yapısı iyice incelendikten sonra, dişlerin altyapı işlemleri (kanal tedavisi, çekim, dolgu vb.) tamamlanır. Daha sonra hastanın ağız yapısına en uygun gülüşte karar kılındıktan sonra

Diş hekimliği teknolojisindeki gelişmelerle, daha önce hayal bile edilemeyen tedavi yöntemleri ve materyaller kullanılıp, bireyin gülüşünde muazzam restorasyonlar yapılabilmektedir. Bu gelişmeler sayesinde bireyin, geçmişte sadece çürük dişlerin basit biçimde iyileştirilmesine odaklanmış olan ilgisi, sağlıklı dişlerin görünümlerinin estetik yönden daha da iyi hale getirilmesi için tedavi edilmesine doğru hızlıca yönelmektedir.

Seramikler, zirkonyum kronlar, porselen lamine venerler, estetik diş hekimliğinde kullanılan yöntemlerdir.

Gülümsemeleri Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Güzel bir gülüşün temel elemanları dişlerdir. Dişler birbirleriyle ve onları çevreleyen dokular ile uyumlu bir şekilde dizilmiştir. Güzel ve çekici bir gülümseme, ancak çeşitli hatlar, oranlar ve yapılar bir denge ve ahenk halinde bir araya geldiğinde sağlanır. Bu faktörleri değiştirerek, çarpık dizilmiş dişler, diş eti problemleri ve dudakların oluşturduğu olumsuz görselliği en aza indirerek daha güzel gülümsemeler elde edilebilir.

Daha Beyaz Dişler İçin Neler Yapılabilir?

Dişlerinizin renkleri sarı olabilir veya zamanla sigara, çay, kahve gibi gıdalarla sararmış olabilir. Bu gibi durumlarda diş beyazlatma işlemi diş rengini açmak için ideal bir yöntemdir. Diş beyazlatma yöntemi sayesinde zamanla ortaya çıkan lekeleri ve renk soluklaşmasını yok etmek mümkündür. 

Gülüş Tasarımında Neler Yapılır?

  • Ortodonti ile diş dizisindeki bozukluklar giderilebilir.
  • Diş etindeki sorunlar ortadan kaldırılır.
  • Dişlerle dudak/yanak arasındaki uyum sağlanır.
  • Kırık ya da çapraşık dişler lamine vener, seramik vener ya da zirkonyum venerler ile tedavi edilir.
  • Rengi bozuk olan dişlere beyazlatma yapılır.
  • Eksik dişlerin yerlerine köprü protezleri ya da implantlar yapılır.
  • Eğer gerekli görülürse son aşamada botoks işlemleri uygulanabilir. 

Diş Estetiğinin Riskleri Nelerdir?

Dişlerinizde belli noktalarda derin aşınmalar varsa, geçici süreliğine hassasiyet oluşabilir.

Porselen lamineler düşebilir. Daha sonrasında kolaylıkla çıkarılabilecek şekilde yapıldığı için geçici kaplamanın düşme ihtimali yüksektir. Kalıcı porselenlerde ise bu ihtimal çok düşüktür ama asla olmaz demek yanlış olur. 

Diş Estetiği Öncesi

Hastalara uygulanacak olan en uygun tedaviyi belirlemek için, diş hekimleri mevcut bütün seçenekleri gözden geçirmeli, istenilen sonuca varabilmek için tüm aşamaları dikkatle incelemeli ve hangi aşamaların uygulanması gerektiğini açık bir şekilde tespit etmelidir.

Öncelikle bütün dişler tek tek incelenmeli, fonksiyonel açıdan yeterli olup olmadığı belirlenmelidir. Estetik sonuçları etkileyebilecek herhangi bir yanlış anlamaya engel olmak için hedefler açık ve net bir şekilde belirlenmelidir. Bu hedefler hem doktor hem de hasta tarafından kabul edildiğinde başarı oranı çok yüksek olacaktır.

Estetik diş hekimliğini her diş hekimi yapabilir mi?

Estetik diş hekimliğini tabi ki her diş hekimi yapamaz. Diş hekiminin sezgileri, kendi yorumları, estetik diş hekimliğine olan bakış açısı ve güzel bir gülümseme yaratabilmek için yeteneği de dâhil olmak üzere birçok faktör, estetik diş hekimlerini diğer diş hekimlerinden ayırır. Nasıl ki bir ressam sanatını icra eder, estetik diş hekimleri de dişler üzerinde kendi sanatını gösterir.

Kompozit Dolgu Nedir?

Dişlerde meydana gelen kırık, çatlak ya da çürümelerden kaynaklı olan diş yapısı bozukluklarında uygulanan bir tedavi yöntemidir. Kompozit dolgu tedavisinin sonucunda dişlerle aynı renk sağlanır. Estetik açıdan güzel bir görünüm elde edildiği için ön dişlerde daha çok tercih edilir.

Diş Estetiği Fiyatları Nasıl Belirlenir?

Diş hekimliğinin bütün uygulamaları, maliyeti ve tedavi süresi vakaya göre değişkenlik gösterir. Diş estetiğini sağlarken diş ve diş etlerinin sağlığının tamamlanması da çok önemlidir. Bu nedenle her hastamızın dişlerinin alt yapısına uygulanan tedavilere ve ağız ve diş yapısına göre fiyatlar değişkenlik göstermektedir.

Tek Seansta Diş Estetiği Nedir?

İlk seansta hastanın mizacı, göz, kulak, burun yapıları, çene yapısı gibi faktörler göz önünde bulundurularak alınan ilk verilerle, dijital ortamlarda değerlendirmeler yapılır ve diş hekiminin kişi için öngördüğü gülüş tasarlarır.

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte estetik diş hekimliği tedavisinde uygulanan işlemlerin süresi oldukça kısalmıştır fakat yine de hastaya net bir süre vermek doğru olmaz

Kimler Diş Estetiği Yaptırabilir?

Dişlerdeki çarpıklıklar, dişlerin arasındaki geniş boşluklar ya da diş etinin renginin koyu olmasından şikâyetçi olan bireyler diş estetiği yaptırabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Diş estetiği, kliniklerde ya da hastanelerde profesyonel diş hekimleri tarafından yapılır.

Öncelikle genel ağız sağlığını kontrol ediyoruz. Diş ve diş eti sağlığına, hastanın yüzünün şekline ve orta hattına, dudaklarının yapısına ve şekline, cinsiyeti ve yaşına dikkat ediyoruz. Hatta son dönemlerde “vizajizm” kavramı ile birlikte hastanın karakterine göre diş estetiği yapılabilmektedir.

Güzel ve çekici bir gülüşe sahip olmak isteyen kişilerde, estetik gülüş yalnızca beyaz ve düzgün dişlerle sağlanmaz. Dişlerle uyumlu olan sağlıklı ve güzel görünen diş eti de sağlanmalıdır. Diş etinde yapılan estetik uygulamalara pembe estetik denilir.

Dişlerde olduğu gibi diş etlerinde de çekilme ve asimetrik bozukluklar gibi sorunlar olabilir. Bu sorunlar düzeltilerek, dişler ve diş etlerini olması gerektiği standartlara ulaştıran tedaviye diş eti estetiği denir. Diş eti bozuklukları sosyal ve mesleki hayatımızı oldukça etkilemektedir ve diş eti bozuklukları için uygulanan tedaviler günümüzde çokça tercih edilmektedir. Diş eti estetiğinde yaş sınırlaması yoktur. Diş eti yapısı uygun olan herkes, diş eti bozukluklarının tedavisinden faydalanabilir.

Lekeli veya rengi solmuş dişler, çürükler veya çatlaklar, kırıklar, eşit olmayan dişler, dişlerin arasındaki boşluklar gibi birçok sorun diş estetiği sayesinde düzeltilebilir.

Dijital gülüş tasarımı, diş estetiğinde gülüş tasarlarken akıllı ağız içi tarayıcı, cad/cam dediğimiz bir kazıyıcı cihaz ve bilgisayar destekli programlar kullanılmasıdır. Teknolojideki gelişmeler sayesinde, diş hekimlerinin, size istediğiniz tedavi ile ilgili detaylı bilgi verebilmesini sağlayan bu yöntemle tedavi başlamadan dişinizin önceki ve sonraki halini görebilmeniz mümkündür.

Çarpık ve yanlış hizalanmış dişleri düzeltebilmek için kullanılan estetik diş cihazları diş telleridir. Dişlerinize tutturulan tellerin hizalanmasında uzman olan doktorlara ortodontist denir.

Diş yüzeyinizde dilinizi tahriş eden pürüzlü bir yeriniz varsa ,daha pürüzsüz bir his vermek için dişinizin küçük bir yüzeyini çıkarıp şekillendirmeye yarayan uygulamaya diş minesi şekillendirme denir. Bu estetik yöntem ağzınızı uyuşturmadan yapılır ve dişlerinizi parlatmada kullanılan araçlar kullanılır. Bu estetik diş tedavisi uygulaması gülüşünüzü oldukça güzelleştirir.

Hastanın yaşadığı bölge, takip ettiği medya kanalları, moda, yaş, cinsiyet gibi estetik anlayışına etki eden birçok faktör vardır. Bunun yanında diş hekiminin, ideal gülüş tasarımını yapabilmesi için kabul edilmiş bazı standartlar da vardır. Bu standartlar tek bir diş üzerindeki özel ayrıntılar gibi çok küçük detaylar da dâhil olmak üzere bütün görünümü kapsamaktadır. Fakat standartlar ne olursa olsun hastanın kendi tercihleri de büyük bir önemle dikkate alınmalıdır.


Estetik ile ilgili bir yargıya varmak; ırksal, kültürel ve etnik faktörler gibi objektif kriterlerin her zaman kesin olmamasından dolayı oldukça zordur. Ancak gözlemcinin sübjektif duyguları ve yorumları da bu kararı etkiler. Estetik; günümüz tabiriyle sadece güzellik ve ahengi değil doğallığı da kapsar. Bu nedenle değişmez bir standart yoktur ve estetik anlayışının dönemsel ve bölgesel farklılıklar ile değişebildiği kabul edilmelidir.

Estetik yaklaşımlarda, ancak kişinin kendine bakış açısı ve kişiliği göz önünde bulundurulduğunda başarılı bir sonuç alınabilmektedir. Estetik diş hekimliği dişlerin görünümü ile ilgili her şeyi kapsamaktadır.


Tedavi süresince estetik görünüm için çaba sarf edilirken, fonksiyon gereksinimlerinin asla göz ardı edilmemesi gerekir. Estetik diş hekimliğinde tedavinin estetik açıdan olumlu sonuçlar vermesinin yanı sıra fonksiyonel açıdan uygun ve dokuyla uyumlu olmasını da sağlamak ile yükümlüdür. Estetik diş hekiminin amacı fonksiyonu estetik tedaviler için temel olarak kullanmak olmalıdır.


Geçmişte, estetik kaygı gütmek, fonksiyondan ödün verilmesini, aynı zamanda fonksiyonu sağlamak da estetik görünümden ödün verilmesini gerektirdiği için, iki faktörün aynı anda gerçekleştirilebilmesi imkânsızdı. Fakat günümüz materyalleri ve tedavi yaklaşımları her iki amacın da yerine getirebilmesini sağlamakta, iki amaçtan birinin geri plana düşmesine izin vermemektedir.

Estetik diş hekimliği söz konusu olduğunda, hastalar kendilerini asla bir resimde gördükleri gülüş ile sınırlandırmamalıdır. Estetik diş hekimleri de altın oranda yer alan kriterlere bağlı kalmamalı, hastanın yüzüne en çok yakışacak olan gülüşü yaratmak için bu kriterleri birer rehber olarak kullanmalıdır.


Günümüz şartlarında herhangi bir toplumda kabul edilmiş güzellik standartları; medya, halkça tutulma, ırksal ve çevresel ortamlar gibi birçok faktörden etkilenmektedir. Mükemmel bir görünüm sağlanması ile fiziksel ve psikolojik faktörleri de göz önünde bulundurup sağlıklı bir denge kurmak gerekmektedir.

Tıpkı giyim tarzımızda yeni bir modayı baz aldığımız gibi, gelişen teknoloji ve değişen güzellik anlayışlarıyla birlikte, sosyal medya, televizyon, dergi ve diğer medya kanallarının etkisiyle güzellik algılarımızda da değişimler olur. Estetik diş hekimi, medyanın geçici akımlarının sürekli değişim göstermesine bağlı kalmamalı, modanın taklitçisi haline gelmemelidir.


Mümkün olmayan taleplerle gelen hastalara, makul ve elde edilebilir bir sonuca ulaşacak olan tedaviyi sunmak diş hekimine kalmıştır. Ancak makul olan en güzel gülüşü yaratırken, toplumun değer yargıları, güzellik ve yüz güzelliği anlayışı göz ardı edilmemelidir.

Diş protezinin uygulanmasındaki amaç, önceden mevcut olan dişin yerine bir benzerini yapabilmektir. İdeal bir restorasyonun, hastanın önceki halini bilmeyip dışarıdan bakan bir gözlemci tarafından fark edilmemesi beklenir. Hem hasta hem de gözlemci restorasyonun sonuçlarını tamamen doğal olarak algılamalıdır. Yapılan değişim, gözlemci ve hasta tarafından sadece yüz yapısında ve hastanın gülüşünde olumlu yönde basit bir gelişim olarak algılanmalıdır.

Porselenin kullanılması ile birlikte, estetik diş hekimliğinde yeni bir çağ başlamıştır. Günümüzde kullanılan porselenlere göre ilk porselenler hayli ilkel olduğu için, diş hekimliğinde porselen kullanımını sağlayabilmek amacıyla porselen materyali üzerinde çeşitli geliştirmeler yapılmıştır.


1950’lerin sonunda, ilk olarak Vines, vakumlu fırınlama için uygun porselen tozları geliştirerek, porselen kronların ışık geçirgenliği açısından önemli bir adım attı. Sonrasında Weinstein, porselenin vakumlu fırınlama yoluyla altın alaşımlara bağlanmasını tespit etti ve tüm bu gelişmeler neticesinde estetik diş hekimliğinde yepyeni bir çağa girildi. Porselen, ilk kez 1966 yılında ticari olarak piyasaya sürüldü ve hala piyasadaki yerini korumaktadır.


1960’ların sonunda MacCulloch estetik diş hekimliğinde ilk kez cam seramik kullanımını tanımlarken, 1970’lerde ise daha yüksek fırınlama derecesine sahip metal seramik kronlar geliştirildi. 1976 yılında McLean ve Sced tarafından ilk kez 180 MPa’ya kadar ulaşan folyo ile güçlendirilmiş kron sistemi kullanıldı. 1970’li yılların sonunda Rogers tarafından metal destekli porselenin bağlanabilmesi için kalay oksit kaplama teknikleri kullanılmaya başlandı.


Anderson ve Oden, 1993 yılında yüksek yoğunlukta sinterize edilen ve saflık oranı da çok yüksek olan alümina kullanarak seramik kuron hazırlama yöntemi geliştirdiler. Sonrasında Wohlwend, porselen yapının bağlanabilmesi için empress adında bir materyal piyasaya sürdü.


Günümüzde tüm bu gelişmeler neticesinde seramik materyaller estetik diş hekimliğinin başlıca dayanağı olmuştur ve üreticiler için doğayı eskiye nispeten çok daha başarılı taklit edebilme imkânı yaratmıştır. 

Estetik diş hekimliğinde porselenin ilk kullanımından bu yana metal destekli porselen uygulaması (MDP) en çok ilgi gören uygulama olmuştur ve zamanla, arka dişlerde uygulanmaya artı olarak ön dişlerde de bu teknik kullanılmaya başlanmıştır. Ancak metal destekli porselen uygulaması ışığın iletimini engeller. Bu nedenle, çok ince gingival dokulara sahip hastalarda, diş etinin altında konumlandırılmış olan metal destekli porselen kronların yanındaki yumuşak dokular koyu görünebilir.


Çünkü seramik tabakası çok ince ve opaktır ve bu yüzden ışığın gingival dokular arasından iletilmesi engellenir. Metal destek kullanılmadığında tam porselenler ve döküm cam seramikler ışığın iletilmesini sağlar. Fakat tam seramik uygulamasının bir dezavantajı vardır: Diş üzerine uygun kronun yerleştirilebilmesi için yeterli mesafeyi sağlamak amacıyla fazla miktarda sağlıklı diş dokusunun uzaklaştırılması gerekmektedir.


80’li yıllara kadar, estetik diş hekimliğinin temelinin, diş yapısının en makul şekilde taklit edilmesine bağlı olduğunu söyleyebiliriz. Fakat 1980 sonrası geliştirilen metal destekli kronlar sayesinde şekil, renk ve yapısal bozukluğu olan dişler için estetik anlamda çok daha başarılı adımlar atılmıştır. Metal destekli porselen kronlarla, dişlerin doğal yapısını mümkün olduğunca koruyarak sağlıklı ve diş dokusuna iyi bir şekilde bağlanabilen yapay bir diş minesi meydana getirmek amaçlanmış ve başarılı sonuçlar elde edilmiştir.

Seramik venerlerin klinik ortamında kullanımı 1920’lere dayanmaktadır. 1938 yılında, venerleri dişlere yapıştırma işlemi denenmiş fakat o yıllardaki yapıştırıcılar yeterli kuvvete sahip olmadıkları için bu deneyim başarısız bir girişim olarak kayda geçmiştir. 1950’lerde kompozit ile inorganik madde arasında dirençli bir bağlanma oluşturabilen “asitle pürüzlendirme tekniği” keşfedildi. Bu gelişme sayesinde seramik inleylerin yapıştırılması işlemi estetik açıdan memnun edici sonuçların doğmasını sağladı.


Hastaların arka dişlerine olduğu kadar ön dişlerine de yapılacak olan restorasyonlara yönelik giderek artan talepleri üzerine anterior bölgede hem güç ve direnç sağlayan hem de estetik açıdan önem taşıyan özellikleri bir araya getiren tedaviler üretilmiş, porselen lamine venerler, geleneksel metal porselenlere karşı alternatif haline gelmiştir.

Yapılan gelişmeler neticesinde porselen lamine venerler sayesinde kısa sürede ağrısız ve diş dokusunu koruyan gülüşler elde edilmektedir. Porselen lamine vener tedavisinin doku cevabı mükemmel, kalıcılığı hayli uzun, yüzey özellikleri doğal diştekine çok yakındır. Işığı tıpkı doğal diş yapısı gibi absorbe eder, yansıtır ve iletir. Metal destekli kron tedavisinde olduğu gibi ince gingival dokulara sahip hastaların dişlerinde koyu bir renk yansıması yaratmaz, hem estetik açıdan hem de sağlık açısından güzel bir görüntü oluşturur.

Porselen lamine venerlerin sağladığı en büyük avantaj, periodental reaksiyonların minimum düzeyde olmasıdır. Bu tedavi hem oral hijyenin hem de periodental sağlığın korunmasına yardımcı olur. Yapılan araştırmalar sonucunda, metal destekli porselenlerin dokular üzerindeki etkisinin porselen lamine venerlerle benzer olduğu bildirilse de, çoğunluğa göre porselen lamine vener tedavisinde çok daha olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Örneğin; Kourkouata ve arkadaşlarının yaptığı araştırmalar ve çalışmalarda porselen lamine vener tedavisi tamamlandıktan sonra diş eti oluğu sıvısında artış ve bakteri üreme oranında ise belirgin bir azalma olduğu tespit edilmiştir.


Diş hekimliği sektöründe her zaman en doğal görünümlü ve uzun ömürlü tedavi arayışı sürmektedir. Geçmişteki materyallerin kısıtlı olması bu arayışları imkânsız hale getiriyor, mümkün olan en uzun ömürlü tedavilerle dişlerdeki doğal görünümden ödün veriliyordu. Porselen vener tedavisinde yapılan gelişmeler neticesinde hem estetik yönden çok kaliteli hem de uzun ömürlü sonuçlar elde edilmekte ve porselen lamine venerler “son teknoloji ürünü” olarak adlandırılmaktadır. Hem görünümü hem de dayanıklılığı muazzamdır ve uygulama tekniği yumuşak dokuyu rahatsız etmez.


Porselen lamine vener tedavisinde kullanılan seramiklerin kalınlığı 0,3 mm ila 0,5 mm arasınadır. Doğal olarak tıpkı banyo ve mutfak seramiklerinde olduğu gibi kırılmaları oldukça kolaydır. Fakat diş minesi gibi sert bir yapıya yapıştırıldıklarında diş yapısına entegre olurlar ve hem in vivo hem de in vitro koşullarında dayanıklı hale gelirler. 



Porselen lamine tedavisinde yapılan yenilikler ve teknolojik gelişmeler neticesinde pürüzlendirilmiş mine ve porselen birleşimine silan bağlayıcı ajan ve komposit rezin yapıştırıcının da eklenmesiyle birlikte bütün koşullar sağlandığında hem sağlam hem de uzun ömürlü sonuçlar elde etmek mümkündür. 1980’lerde kullanılan materyallerin günümüzde ilkel olarak tanımlanmasına rağmen, 20 yıl önce yapılmış lamine venerlerde bile yüksek başarı elde edilmiş ve tedavide kullanılan teknikler artan biçimde ilgi görmüştür.


Hem hastalar hem de diş hekimleri elde edilen estetik sonuçlardan oldukça memnun olurken, porselen lamine venerler en iyi ve dayanıklı tedavi yöntemi olarak kabul edilmektedir. Estetik diş hekimleri porselen lamine venerlerin çeşitli vakalarda uygulanmasından daha fazla emin oldukça, bu tekniğin ağızda kalma süresi 18 ay ila 15 yıl arasında değişkenlik göstermektedir. Friedman, yaptığı araştırmalar sonucunda 15 yıl içinde yapılmış olan 3500 adet porselen lamine venerin %93’ünün tam başarı gösterdiği kanısına varmıştır.

Bağlanma materyallerindeki büyük gelişmeler olmasaydı şüphesiz ki porselen lamine vener tedavisinde bu kadar önemli adımlar atılamazdı. Çok aşamalı olan total etch adeziv sistemlerinin geliştirilmesi, mineye bağlanma düzeylerinde kaydedilen ilerlemeler sayesinde gerçekleşmiştir. Son nesil adeziv sistemlerle uygulanan porselen lamine vener tedavileri biyolojik uyumluluk ve fonksiyon açısından en başarılı tedavi olurken aynı zamanda estetik açıdan da memnun edici sonuçlar vermektedir.


Diş minesine en yakın materyal olan porselen lamine venerler komşu dokularda da en az yıkıcı etkiye sahip olan tedavi seçeneğini oluştururlar. Bu özellikleri porselen lamine veneri, dişin en değerli kısmı olan mineyi en iyi şekilde koruyan ve mineye mümkün olan en makul şekilde bağlanan materyal haline getirmektedir.


Porselen lamine venerlerde plak oluşumunun oldukça düşük olması, pürüzsüz biçimde glazürlenmiş porselen yüzeyinin plak tutunmasını azaltmasının doğrudan bir sonucudur. Plak oluşumunun az olmasının yanı sıra, plakların kolaylıkla uzaklaştırılabilmesi de söz konusudur. Yapılan araştırmalarla, porselen lamine venerlerin yüzeyinde, diş minesi dâhil herhangi başka bir yüzeyde oluşan bakterilerden çok daha az düzeyde bakteri oluşumu görülmüştür. Bu durum, porselen laminelerin avantajlarından sadece birisidir.

Kanal tedavili dişler beyazlayabilir. Vital ve devital olmak üzere iki çeşit beyazlatma yöntemi vardır. Kanal tedavili dişlere yani devital olan dişlere kanal tedavisinin iç kısmına ekstra belli bir miktar hidrojen peroksit barındıran beyazlatıcı bir ajan koyuyoruz. Belli bir süre bekliyoruz hatta gerekirse birkaç seans olacak şekilde uyguluyoruz. Devital dişe uyguladığımız bu beyazlatma yönteminin ardından aynı dişi tıpkı vital dişleri beyazlatır gibi dıştan beyazlatıyoruz ve çok güzel sonuçlar alıyoruz.

Maalesef diş beyazlatma ile her leke çıkmaz. Florozis ve tetrasinklin gibi renklenmelerde beyazlatmayla çıkarılamayan lekeler olabiliyor.

Her insan tıpkı ten rengi gibi farklı diş renklerine sahip olduğu için dişleri beyazlatmaya yarayan hidrojen peroksit, dişlerde bulunan dentin tübüllerin arasından girdiğinde dental tübüller ne kadar geçirgense dişler o kadar beyazlar. Her insanın denal tübüllerinin geçirgenlik oranı farklı olduğu için bazı bireylerde 2-3 ton açılma olurken, bazı bireylerde ise 1 ton açılma olabiliyor.

Sizi Arayalım

Diş probleminiz hakkında konuşmak ister misiniz?

Dt. Deniz İnce

Diş Hekimi
Detaylı Bilgi